Alaattin Aktaş, Türkiye’nin son yarım yüzyılda gördüğü ekonomik krizleri hatırlatarak, 1980 kararlarından 2001 krizine, 2018’deki Rahip krizinden 2021’deki faiz indirimleri ve KKM süreçlerine kadar pek çok dönüm noktasına Ekonomim’deki köşe yazısında değindi. Aktaş, bugün gelinen noktanın ise geçmişteki krizlerin tümünü bastıracak boyutta olduğunu belirtti.
Yazısında, fon vurgunu olarak kendini gösteren sorunun henüz tüm boyutlarıyla ortaya çıkmadığını ve buz dağının sadece su üstündeki kısmının görüldüğünü ifade eden Aktaş, “Abarttığım düşünülebilir, biliyorum; ama Türkiye fon vurgunu olarak kendini gösteren bu sorunu henüz tam yaşamadı, bu sorunun tüm boyutları henüz ortaya çıkmadı” diyerek tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti.
“FON VURGUNU EKONOMİNİN ANAFİLAKSİ ŞOKUDUR”
Yaşanan krizin sıradan bir ekonomik daralma veya bölgesel bir kriz olmadığını vurgulayan Alaattin Aktaş, durumu tıp dilindeki anafilaksi şokuna benzetti. Aktaş, anafilaksinin doğrudan solunum ve dolaşım organlarını çökerttiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“İşte şimdi yaşanmakta olan da sıradan bir alerjik reaksiyon, sıradan bir ekonomik kriz değil. Normal krizler ekonominin bir ya da bağlantılı birkaç bölgesiyle sınırlı olur, o bölgeleri tutar. Bu kez tüm ekonomiyi saran bir krizle karşı karşıya bulunuluyor. Bazı kesimler henüz farkına varmasa ve hatta ‘Beni niye etkilesin’ diye yaklaşsa bile gerçek bu, sorun herkesi ilgilendiriyor, şimdi değilse de ilgilendirecek.”

MERKEZ BANKASI ADIMLARI VE TSUNAMİ RİSKİ
Merkez Bankası’nın şirketlerin tahvil borcu ödemesindeki sıkıntıları hafifletmek amacıyla kredi büyüme sınırlamalarında yaptığı esnetmelere değinen Aktaş, bu adımların kâğıt üstünde iyi düşünülmüş olsa da pratikte bankaların kredi açmasına bağlı olduğunu ve piyasadaki sıkışıklığı gidermekte yetersiz kaldığını belirtti.
Güven sorununu ortadan kaldıracak adımlar atılmak bir yana, koordinasyonsuzluk nedeniyle güvensizliğin daha da derinleştiğini vurgulayan Aktaş, şunları kaydetti:
“Merkez Bankası istediği kadar önlem almaya çalışsın, istediği kadar şirketler lehine olabilecek adım atsın, para vermek isteyen olmadıktan sonra… Kaldı ki şimdiye kadar atılan adımlar da yaraya merhem! Herkes ‘Ya yarın paramı geri alamazsam’ kaygısı içinde… İçinde bulunulan dönemdeki en büyük çaresizlik de şu: ‘Alınacak hiçbir karar, değiştirilecek hiçbir mevzuat ya da çıkarılacak hiçbir yasa bu olumsuz gidişi değiştiremeyecek ve bu olumsuz algıyı yok edemeyecek.’”
“TSUNAMİ KIYIYA VURDUĞUNDA ISLANMAYAN KALMAYACAK”
Toplumun bir kesiminin fonlarla işi olmadığı gerekçesiyle duruma kayıtsız kaldığını ifade eden Alaattin Aktaş, krizin dalga dalga tüm sektöre yayıldığını belirtti. Aktaş, özel sektördeki sıkıntıların artmasıyla birlikte üretim ve ticaretin aksayacağını, bunun da kaçınılmaz olarak istihdamı daraltıp işsizliği artıracağını vurgulayarak yazısını, “O tsunami kıyıya vurduğunda boğulmayan da ıslanacak. Hele özel sektörde sıkıntılar arttığında, üretim ve ticaret aksadığında akla ilk istihdamı daraltmak gelecek. Bundan büyük dert olur mu?” sözleriyle noktaladı.